Evolutionary Psychology

4.10.2010

Evrimsel Açıdan Çekici Kadın

Erkeklerin bir kadına uzun süreliğine bağlanma arzusunu arttıracak başlıca beş potansiyel yarar vardır: Bir eşi cezbetmekteki başarının artması, daha arzulanır bir eşi elde etmekteki başarının artması, babalık kesinliğinin artması, çocukların hayatta kalma başarısının artması ve babalık yatırımı sayesinde çocukların üreme başarısının artması (Buss, 1999). Ne var ki, tüm bu kayda değer yararları sağlamak isteyen erkekleri çözülmesi icap eden bir dizi bilmece beklemektedir. Üreme değeri ve ebeveynlik yetileri yüksek olan bir kadın tespit etmek bu problemlerden biridir. Bu problemleri çözmekte yetersiz kalan erkekler evrimsel sürecin ardından yerlerini söz konusu problemlerin üstesinden gelen erkeklere bırakmışlardır (Buss, 1998).


Erkeklerin uzun süreli eş tercihleri, babalık şüphesi (paternity uncertainty) ve üreme değeri problemlerini çözmeye yönelik güdüleri tarafından şekillenmiştir. Kadınlar –vücudun içinden gebe kalan diğer tüm memelilerde olduğu gibi– anneliklerinden hiçbir zaman şüphe duymazlar. Doğurdukları tüm çocukların yüzde yüz kendilerinin olduğunu bilirler. Buna mukabil erkekler babalıklarından -DNA testi gibi modern teknikleri dışarıda bıraktığımızda- hiçbir zaman tam olarak emin olamazlar. Erkekler bu babalık şüphesini azaltmak adına, uzun süreli ve bağlılık taşıyan bir ilişki sürdürmeyi amaçladıkları kadınlarda iffet ve cinsel sadakati daha çok arama eğilimindedirler (Buss ve Schmitt, 1993).

Erkeklerin uzun süreli ilişkilerde önem verdikleri ölçütlerden bir diğeri yaştır. Kadınların aksine erkekler eşlerinin kendilerinden daha genç olmasını arzulamaktadırlar (Buss, 2002); çünkü erkeğin üreme potansiyeli yaşından çok fazla etkilenmezken, kadınlar için aynı durum söz konusu değildir. Kadınların belli bir yaştan sonra (menopoz sonrası) doğurganlıkları tamamen ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle erkekler, hangi yaşta olursa olsun henüz doğurganlığını yitirmemiş kadınlarla uzun süreli ilişkiye girmeyi arzulamaktadırlar. Örneğin, 50 yaş grubundaki erkekler evlenmek için 34-35 yaş civarındaki kadınları seçme eğilimindedirler (Buunk, Dijkstra, Kenrick, ve Warntjes, 2001).

Kadınların yaşı ve doğurganlığıyla yakından alakalı olan fiziksel/dış görünüş, erkeklerin eş seçiminde karar mekanizmalarını ciddi ölçüde etkileyen ipuçlarından biridir. Fiziksel görünüş –birçok araştırmanın ortaya koyduğu gibi– bir kadının sağlığı, doğurganlığı ve üreme değeriyle ilgili bolca işaret barındırmaktadır. Gençliğe dair ipuçları olarak dolgun dudaklar, pürüzsüz cilt, parlak saçlar; sağlığa dair ipuçları olarak ise yarasız ve temiz cilt, beyaz dişler, simetrik vücut sayılabilir (Buss, 2007).

Eşik altı (subliminal) yöntemlerle yapılan çalışmalar da erkeklerin eş seçiminde fiziksel çekiciliğin ne denli mühim olduğunu göstermiştir. Maner, Gailliot ve DeWall’un (2007) görsel nokta izleme (dot probe) prosedürü uygulayarak gerçekleştirdikleri bir çalışma göstermiştir ki, erkeklerin dikkati çekici kadın fotoğraflarına yapışıp kalmakta ve bu nedenle verilen görevdeki tepki süreleri uzamaktadır. Bununla birlikte aynı etki, eş arama motivasyonu arttırılan kadınlarda da çekici erkek fotoğraflarına maruz kalmaları durumunda gözlenmiştir.

Tüm bu bulgularla paralel olarak, kadınlar da eş bulma stratejilerinde kendi fiziksel çekiciliklerini öne çıkarmaktadırlar. Katılımcılarına eş bulma platformu sağlayan bazı internet sitelerinde kendilerini tanıtan kadınlar, fiziksel çekiciliklerine erkeklerden daha fazla vurgu yapmaktadırlar (Badahdah ve Tieman, 2005).
Fiziksel çekiciliğin belirleyicileri arasında önemli bir yeri olan bel-kalça oranı (waist-to-hip ratio) hakkında yapılan birçok çalışma göstermiştir ki, düşük bel-kalça oranına sahip olmak kadınların cazibesini arttırmaktadır (Daha ayrıntılı bilgi için bu sitedeki diğer yazılara bakabilirsiniz). Östrojen ve testosteron hormonları, vücuttaki yağın hangi bölgelerde toplanacağını ve yağ dağılımını etkilemekte, buna bağlı olarak da bel-kalça oranı değişmektedir. Yağın bel bölgesinden ziyade kalça bölgesinde toplanması sağlık ve doğurganlık açısından kadını arzulanır kılmaktadır; çünkü düşük bel-kalça oranı genel vücut sağlığına ilişkin güvenilir bir ipucudur. Bir araştırmada 0.7 bel-kalça oranı en çekici ve sağlıklı oran olarak değerlendirilmiştir (Singh, 1995; Akt., Hughes ve Gallup, 2003). Yakın zamanda yapılan bir çalışma da, görme engelli erkeklerin dokunma yoluyla yaptıkları değerlendirmelerde düşük bel-kalça oranını daha çekici algıladıklarını göstermiştir (Karremans, Frankenhuis, ve Arons, 2010).

Erkekler eş seçiminde kadınların sosyal başatlık (dominance) düzeyini de göz önünde bulundurmaktadırlar. Hem kısa hem uzun süreli birlikteliklerde sosyal açıdan kendilerinin altındaki konumlarda bulunan kadınları tercih etmektedirler; ayrıca uzun süreli ilişkilerde bu yöndeki tercihleri daha da keskinleşmektedir (Brown ve Lewis, 2004).

Erkeklerin üreme hızının kadınlardan çok daha fazla olduğu ve rastgele cinsel birlikteliklerin bedelinin daha düşük olduğu dikkate alındığında, kısa süreli ilişkiler yaşamak konusunda erkeklerin daha istekli olacakları sonucuna ulaşmak zor değildir. Erkeklerin kısa süreli eşlerde aradıkları özellikler çoğunlukla uzun süreli eşlerde aradıklarıyla aynı olsa da, fiziksel çekicilik kısa süreli ilişkiler bağlamında daha büyük önem kazanmaktadır (Currie ve Little, 2009). Bununla birlikte erkekler, kısa süreli ilişkilerde eşleşme şansını arttırmak maksadıyla standartlarını kadınlara göre daha fazla düşürme eğilimindedirler. Kenrick, Sadalla, Groth ve Trost’un (1990) araştırmaları erkeklerin bu eğilimini açıkça ispatlamıştır. Örneğin bir erkek potansiyel eşte sevecenlik özelliğini uzun süreli ilişkilerde % 63 oranında arzularken, kısa süreli ilişkilerde bu oran % 45’e kadar düşmektedir (Akt., Schmitt, Shackelfort, ve Buss, 2001). Kapanış saati (Closing time) fenomeni de erkeklerin standartlarını düşürme eğilimlerini açıklayan bilgiler sunmaktadır. Bu eğilimi ortaya koyan bir araştırmada, genellikle eş bulmak için gidilen bir bardaki erkeklerden mekandaki kadınların çekiciliklerini değerlendirmeleri istenmiş, barın kapanış saati yaklaştıkça erkeklerin verdikleri çekicilik puanlarının arttığı gözlenmiştir. Erkekler, olası bir cinsel birliktelik fırsatını değerlendirmek için bardaki kadınları gece yarısına doğru daha çekici algılamaktadırlar (Gladue ve Delaney, 1990; Akt., Buss, 1999).

Eş tercihlerindeki cinsiyet farklarının özellikle modern Batı kültüründeki ve endüstrisindeki yansımaları çarpıcıdır. Kozmetik, plastik cerrahi, moda endüstrisinin hacmi düşünüldüğünde kadınların daha güzel ve genç bir görünüşe sahip olmak için harcadıkları maddi kaynaklar bugün devasa boyuttadır. Kadınlardaki bu tüketim alışkanlığının sürekli beslenmesinde kapitalist sistemin ve ona hizmet eden reklam sektörünün sorumluluğu fazla olsa da, neden bu sahada, yani kadınlardaki fiziksel çekiciliğin arttırılmasında kullanılan sayısız aracın geliştirilmesinde böylesine bir "başarı" sağlandığı sorusu, ancak evrimsel psikolojinin perspektifi de katılarak cevaplanabilir.


Kaynaklar

– Buss, D. M. (1999). Evolutionary psychology: The new science of the mind. Boston: Allyn and Bacon.

– Buss, D. M. (1998). Sexual strategies theory: Historical origins and current status. The Journal of Sex Research, 35 (1), 19-31.

– Buss, D. M. & Schmitt, D. P. (1993). Sexual strategies theory: An evolutionary perspective on human mating. Psychological Review, 100 (2), 204-232.

– Buss, D. M. (2002). Human mating strategies. Samfundsǿkonomen, 4, 47-58.

– Buunk, B. P., Dijkstra, P., Kenrick, D. T., & Warntjes, A. (2001). Age preferences for mates as related to gender, own age, and involvement level. Evolution and Human Behavior, 22, 241-250.

– Buss, D. M. (2007). The evolution of human mating. Acta Psychologica Sinica, 39 (3), 502-512.

– Maner, J. K., Gailliot, M. T., & Dewall, C. N. (2007). Adaptive attentional attunement: Evidence for mating-related perceptual bias. Evolution and Human Behavior, 28, 28-36.

– Badahdah, A. M. & Tiemann, K. A. (2005). Mate selection criteria among Muslims living in America. Evolution and Human Behavior, 26, 432-440.

– Hughes, S. M., & Gallup, G. G. (2003). Sex differences in morphological predictors of sexual behavior: Shoulder to hip and waist to hip ratios. Evolution and Human Behavior, 24, 173-178.

– Karremans, J. C., Frankenhuis, W. E., & Arons, S. (2010). Blind men prefer a low waist-to-hip ratio. Evolution and Human Behavior.

– Brown, S. L. & Lewis, B. P. (2004). Relational dominance and mate-selection criteria: Evidence that males attend to female dominance. Evolution and Human Behavior, 25, 406-415.

– Currie, T. E., & Little, A. C. (2009). The relative importance of the face and body in judgments of human physical attractiveness. Evolution and Human Behavior, 30, 409-416.

– Schmitt, D. P., Shackelford, T. K., & Buss, D. M. (2001). Are men really more ‘oriented’ toward short-term mating than women. Psychology, Evolution & Gender, 3, 211-239.

1 yorum: