Evolutionary Psychology

6.12.2010

Erkekler Nereye Bakıyor?

Bilindiği gibi gerek uzun süreli, gerekse kısa süreli ilişkilerde erkeklerin bir kadında aradığı özellikler sıralamasının üst basamaklarında çoğunlukla fiziksel çekicilik bulunuyor. Fiziksel çekiciliğin ya da daha yaygın ifadesiyle güzelliğin belirleyicileri arasında yer alan ve kadının hormon profilinden, doğurganlığına ve hastalıklara karşı direnç düzeyine kadar çeşitli parametrelere dair ipuçları veren bel-kalça oranı (waist-hip ratio) ise hiç şüphesiz çok az bilinen çekicilik unsurlarından biri. Kadınlardaki çekiciliğin en önemli kriterlerinden biri olan bel-kalça oranı, bel çevresinin kalça çevresine bölünmesiyle elde ediliyor. Bu oran, son 15 yılda evrimsel psikolojinin yoğun ilgisini çekerek birçok çalışmanın konusu olmuş ve popülerliğini giderek arttırmaktadır (Örn. Hughes ve Gallup, 2003; Sugiyama, 2004; Buunk ve Dijkstra, 2005).


       
Bel-kalça oranı ergenlik döneminde menstrüasyonun (regl) başlamasıyla yavaş yavaş şekillenir ve bu şekillenmenin yöneticisi östrojen hormonudur. Ergenlik boyunca östrojen, vücuttaki yağın kalça bölgesinde depolanmasını sağlamak suretiyle, tıpkı memeler gibi kalçanın da büyümesine öncülük eder. Yetişkin bir kadın için sağlıklı bel-kalça oranı 0.67 ile 0.80 değerleri arasındadır. Her yaştan ve neredeyse her kültürden (Örn. Çin, Endonezya, Almanya, İngiltere, Gine) erkeklerin en çekici bulduğu oran ise 0.7’dir. Gençlik döneminde düşük bel-kalça oranını sürdüren kadınlarda, yaşla birlikte bu oran yavaş yavaş yükselmeye başlar; zira vücuttaki östrojen üretimi de yaş ilerledikçe azalmaktadır. Menopozdan sonra ise kadınlardaki bel-kalça oranıyla erkeklerdeki oran arasında dikkate değer bir farklılık kalmaz. Dolayısıyla bir kadının bel-kalça oranı, onun üreme yaşıyla ilgili güvenilir bir bilgi sağlar.

Düşük bel-kalça oranının erkekler tarafından, istikrarlı bir şekilde çekici algılanmasının altında yatan unsurlardan biri de doğurganlıktır. Düşük bel-kalça oranına sahip kadınlar daha kolay hamile kalmakta, yani daha doğurgandırlar. Ayrıca bu kadınların kalp-damar hastalıklarına ve bazı kanser türlerine yakalanma riskinin daha düşük olduğu gözlenmiştir (Singh, Dixson, Jessop, Morgan ve Dixson, 2010).

Tüm bu verilerin yanı sıra davranışsal ölçümlerden elde edilen veriler de düşük bel-kalça oranının kadınların üreme başarısını ne denli olumlu etkilediğini açıkça ortaya koymaktadır. Düşül bel-kalça oranına sahip kadınlar daha erken yaşlarda cinsel deneyim yaşamakta, daha çok cinsel partner bulmakta ve daha fazla evlilik dışı ilişkiye girmektedirler (Buradan hareketle düşük bel-kalça oranının aynı zamanda doyumsuz veya seçkisiz bir cinsel hayatın göstergesi olduğu sonucuna varılmamalıdır. Bu veriler, düşük bel-kalça oranının cinsel partner –yanı sıra uzun süreli partner– bulmakta kadınların başarısını belli oranda arttırdığına işaret etmektedir).






Bel-kalça oranı yaşa bağlı olarak değiştiği gibi menstrüel döngü (regl döngüsü) esnasında da belli miktarda değişebilmektedir. Doğurgan evreye (hamile kalma ihtimalinin en yüksek olduğu evre) ulaşan kadınların bel-kalça oranları arzulanır düzeye daha da yaklaşmaktadır. Bu evredeki bir kadının erkekler tarafından, diğer evrelerde olduğundan daha çekici algılanmasını açıklayan faktörlerden biri de budur.

Burada şunu da vurgulamak gerekiyor ki, bel-kalça oranının kadın çekiciliğinde oynadığı rol kilodan bağımsızdır. Doksan kilo olan kadınlar arasında da düşük oranlar çekicidir, elli kilo olan kadınlar arasında da. Ancak kadının kilosu ne olursa olsun yüksek bir bel-kalça oranı erkekler tarafından çekici bulunmamaktadır.

Evrimsel psikolojinin sunduğu tüm bu bilgiler, bazı kültürel anlayışların veya inanışların temelinde yatan sebepleri açıklamamıza da yardımcı oluyor. Sözgelimi, bir dönem özellikle Avrupalı kadınlar arasında sıkça kullanılan korsenin işlevi beli inceltmek, dolayısıyla bel-kalça oranını düşürmektir. O dönemin kadınları elbette evrimsel psikoloji makaleleri okuduktan sonra korse kullanmaya başlamamışlardı, yine de düşük bel-kalça oranının erkekleri daha çok cezp ettiğini bir şekilde fark etmiş olmalılar.

Başlıktaki sorunun yanıtını verebiliriz artık. Herkesin apaçık farkında olduğu gibi erkekler kadınlarda en çok “oraya” bakıyorlar, çünkü bel-kalça oranını isabetli bir şekilde ölçebilen algılara sahip olan günümüz erkeği, kendi genlerini gelecek nesillere başarıyla aktarabilmek için oraya bakmaya ihtiyaç duyuyor. Bu bakış onlara, üreme konusunda başarıya ulaşan atalarından miras kalmıştır.


Kaynaklar

Buunk, B. P. & Dijkstra, P. (2005). A narrow waist versus broad shoulders: Sex and age differences in the jealousy-evoking characteristics of a rival_s body build. Personality and Individual Differences, 39, 379-389.

Hughes, S. M. & Gallup, G. G. (2003). Sex differences in morphological predictors of sexual behavior: Shoulder to hip and waist to hip ratios. Evolution and Human Behavior, 24, 173-178.

Sugiyama, L. S. (2004). Is beauty in the context-sensitive adaptations of the beholder? Shiwiar use of waist-to-hip ratio in assessments of female mate value. Evolution and Human Behavior, 25, 51-62.

Singh, D., Dixson, B. J., Jessop, T. S., Morgan, B., & Dixson, A. F. (2010). Cross-cultural consensus for waist–hip ratio and women's attractiveness. Evolution and Human Behavior, 31, 176-181.

10 yorum:

  1. Güzel bir araştırma. Erkeklerin nereye baktığı konusunda kesinlikle katılıyorum.

    YanıtlaSil
  2. '...menstürel döngü esnasında bel-kalça oranının belli miktarda değişebilmesi..' demişsiniz.Bu nasıl oluyor,yani her ay o zaman dilimlerinde bel bir miktar inceliyor ya da kalça hafif genişliyor mu?Yani bu parametrelerden biri daha mı kolay oynuyor?Eğer öyleyse çoğunlukla kalça mı bel mi daha değişime meyilli oluyor?Tabii ne kadar genelleme yapılabilir ve bu ne kadar doğru olur bilmiyorum ama...

    Çünkü benim bildiğim menstürel döngü esnasında bel-kalça oranından ziyade kadınlar daha yoğun progesteron,östrojen salgıladığı ve bunlar özgün kadın parfümleri de olduğu için kadın daha çekici geliyor erkeğe.Bu feromonların kokusu daha yoğun hissediliyor,bu sayede hem kadın daha arzulu hem erkek kadını daha çekici buluyor diye biliyorum ama yanıldığım bir nokta varsa lütfen düzeltin.
    teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. Öncelikle yanıtımın gecikmesinden ötürü af diliyorum. Yorumunuzla yaptığınız katkı için de teşekkürler.
    Sorularınıza gelince, kadınların bedeninde, menstürel döngünün doğurgan oldukları evrede (sizin de belirttiğiniz gibi) hormonal değişim yaşanmaktadır ve bu değişim kadınların bellerinin incelmesine değil, kalçalarının belli oranda genişlemesine (bu genişleme bilinçli olarak algılanabilecek düzeyde olmayabilir ve boyutu kişiden kişiye değişebilir) olanak vermektedir. Bazı kadınlar bunu kendileri de fark ederler. Koku mevzusunda haklı olabilirsiniz, yine de böyle bir çalışmaya rastlamadım. Bu konuda erkek beden kokusuyla yapılan bir araştırma biliyorum ve evet, bazı erkek kokuları kadınlara daha çekici geliyor (elbette parfüm vs. değil doğal koku.) Çekicilik bütün olarak değerlendirilmelidir, yani burada ne sadece bel-kalça oranı ne de koku tek başına rol alır. Bir kadının ya da erkeğin çekiciliği çok çeşitli faktörlere dayanır. Diğer yazılarımda bu faktörlerden bahsettim.

    YanıtlaSil
  4. Açıklamalarınız için de ben teşekkür ediyorum.
    Koku(doğal koku ya da feromonlar her neyse) mevzunda hak veriyorum size insan söz konusu olduğunda çok ciddi,doyurucu çalışmalar yok diye biliyorum ben de.Yalnızca bir tane deney biliyorum ben de o konuda(sinema salonuna alınan erkekler ve daha sonra onların yerlerine oturan ve kendilerine en uzak genlere sahip erkekleri seçen kadınlar deneyi). İpek böcekleri,bazı başka böceklerde bu feromonlar çok daha yoğun eril-dişi ilişkilerinde,üremede belirleyici olabiliyor yani yapı olarak insanı şimdilik en gelişmiş,karmaşık hayvan kabul ediyorsak karmaşıklık arttıkça kokunun, evrimsel açıdan en sağlıklı, en iyi partner seçimindeki etkisi zayıflıyor diye biliyorum ama işte bilmediğim,düşüncemi onaylayacak bir bildiğiniz var mı diye merak ettiğim için teknik gözünüze de güvenerek sormak istemiştim.Yanıtımı aldım,tekrar sağolun.

    YanıtlaSil
  5. Bu makalelerin ciddiyeti toplumsal cinsiyet perspektifi eksikliği ve üreme odaklı bakışı nedeniyle sorgulanır konumdadır. Burada yazılanlar bilimsel olarak tartışmalıdır.

    YanıtlaSil
  6. Bilimsel olarak tartışmalı olduğunu iddia ediyorsanız, bilimsel bu söylediğinizi bilimsel kanıtlarla desteklemelisiniz. Bilimsel tutum bunu gerektirir. Buradaki makalelerin hepsinde bilimsel araştırmalara atıf vardır. Sadece laf üretmeyin, biraz uluslararası bilimsel dergileri okuyun.

    YanıtlaSil
  7. Hocam merhaba :-)

    YanıtlaSil
  8. Merhaba sevgili öğrencim, adını da yazsan iyiymiş. :)

    YanıtlaSil
  9. Hocam iyi günler! Uzun zamandır peşine düştüğüm ama sorduğum herkesin beni kapıdan kovduğu soruyu size de sormak istiyorum. Sorum şu:
    Günümüzde, depresyondan şizofreniye,Borduoline kişilik bozukluğundan, hiçlik alhısına( Kendini bir kişilik olarak hissetmeme-bunu ben ekledim- vb. bir çok psikolojik sorunun tedavisinde kişi yaşamını tehdit eden hastalıklarla mücadelede evrim psikolojisini metodları geliştirlebilirmi? Bu yönde varsa çalışmları da paylaşırsanız memnun olurum.

    YanıtlaSil
  10. Selamlar,

    Aslında bu soru güzel ve kıymetli bir soru, kapıdan kovanlar farkına varamamış. :) Evrimsel psikoloji alanının tarihine baktığımızda ilk çalışmalardan bu yana çoğunlukla "normal" insan davranışının kökenleri ve nedenleri açıklanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda araştırmalar genelde deneysel ve teoriktir, uygulamaya dair çıkarımlara pek eğilim verilmemiştir. Söz konusu durum elbette alanın yeniliğinden kaynaklanmakta, önce atomun yapısını anlar sonra onu enerjiye dönüştürmeye çalışırsınız. Bizler insanın evrimsel doğasını anlama aşamasında epey yol kat ettik, şimdilerde ise elde ettiğimiz bilgilerle dünyadaki canlı yaşamının nasıl daha iyi hale geleceği hakkında fikirler ortaya çıkıyor. Bu çerçevede "uygulamalı evrimsel psikoloji"den söz ediliyor, ama tabii Türkiye'de değil henüz. Galiba daha çok klinik psikolojideki evrimsel yaklaşımları merak ediyorsunuz, kendi alanım olmasa da birkaç örnek vermeye çalışayım. Mesela evrimsel psikoloji kıskançlığın adaptif yönlerini ve cinsiyet farklılıklarını, bu farklılıkların kökenlerini pek çok çalışmayla ortaya koydu, aile ya da çift terapistleri bu bilgilerden pekala yararlanabilirler. Aklıma gelen bir başka örnek de şu: grup içerisinde yer almanın ve diğerleri tarafından kabul görmenin evrimsel değerini ve birey üzerindeki etkilerini çok iyi biliyoruz, depresyon gibi rahatsızlıkların tedavisinde doğru noktalara odaklanmak açısından evrimsel çalışmalar yön gösterici olabilir. Kısacası uygulamalı evrimsel psikoloji daha emekleme aşamasında.. :) Umarım faydalı olmuştur..

    YanıtlaSil