Evolutionary Psychology

16.02.2016

Homoseksüellik sosyal yakınlaşmayı teşvik etmek için evrilmiş olabilir!

Yeni bir araştırma, homoseksüelliğin (eşcinselliğin) insanlarda sosyal bağlanmayı ve yakınlaşmayı teşvik etmek üzere evrimsel olarak seçildiğini öne sürüyor. Bu ön çalışmanın sonuçları, diğer insanlara bağlanma ihtiyacımızın, bizi homoseksüel davranışlara daha açık yaptığına dair ilk kanıtları sunuyor.

Portsmouth Üniversitesi’nden Dr. Diana Fleischman ve arkadaşları, homoseksüel davranışın, insan türünün evrim süreci boyunca sosyal koalisyonlardaki ilişkileri güçlendiren bir rol oynamış olma ihtimalini test etmek üzere, progesteron hormonu ve cinsel davranışlara yönelik tutumlar arasındaki ilişkiyi incelediler.

Archives of Sexual Behavior dergisinde yayınlanan araştırmada, yüksek düzeyde progesterona sahip olan heteroseksüel kadınların, diğer kadınlara karşı cinsel davranışlarda bulunma fikrine daha açık oldukları tespit edildi. Benzer şekilde heteroseksüel erkeklerin, arkadaşlara sahip olmanın ve ittifaklar kurmanın önemi örtük bir şekilde çağrıştırıldığında, erkeklerle cinsel davranışlar içerisine girme fikrine yönelik daha olumlu tutumlar benimsedikleri görüldü. Bu durum özellikle yüksek düzeyde progesterona sahip erkeklerde çarpıcı bir düzeyde artış gösteriyordu.

Progesteron, sosyal bağlar kurmaya dönük teşvik edici etkisiyle bilinen bir hormon ve sosyal bağlar kurmak, biz insanlar için birçok adaptif faydaya sahip. Bu hormon kadınlarda yumurtalıkta ve erkeklerde böbreküstü bezlerinde yoğun olarak salgılanıyor. Şefkat ve arkadaşça davranıştan sorumlu olan ana hormonlardan biri, ayrıca yakın ve samimi ilişkiler kurduğumuzda vücuttaki oranı artış gösteriyor. Kadınların yumurtlama dönemlerinde ise hamile kalma ihtimalleri önemli ölçüde düştüğünde progesteron düzeyi uç seviyelere çıkıyor.

Dr. Fleischman: “Evrimsel bir bakış açısıyla baktığımızda cinselliğin üremenin sonunu getireceğini düşünebiliyoruz. Fakat aslında cinsel (sexual) davranışlar, yakınlaştırıcı ve keyif verici etkisinden dolayı insan dışındaki primatlar da dahil olmak üzere birçok türde sosyal bağlar kurmak ve bu bağları sürdürmek için kullanılıyor. Bu durumu, üremenin mümkün olmadığı durumlarda bile cinsel ilişkiyle birbirlerine bağlanan uzun süreli ilişki yaşayan çiftlerde görebiliyoruz.

“Çalışmamızın sonuçlarının bu denli ilgi çekici olmasının bir diğer sebebi, kullanılan iki farklı yöntemin de aynı sonuca varıyor olması. Kadınlar progesteron seviyeleri daha yüksek olduğunda homoseksüel ilişkiyi düşünmeye daha eğilimliydiler. Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında homoerotik (hemcinslerle cinsel ilişki yaşamaya dair) düşünme motivasyonu, örtük olarak ‘cinsel ilişki isteği’ çağrıştırılan erkeklerde bir farklılık göstermezken, ‘arkadaşlık ve sosyal bağlanma duyguları’ çağrıştırılan erkeklerde ölçülebilir düzeyde farklılık gösterdi.”

Homoerotik düşünceler, bu düşüncelerin homoseksüel davranışlarla sonuçlanacağı anlamına gelmiyor. Hormonların kadın psikolojisi üzerindeki etkileri konusunda bir uzman olan Dr. Fleischman, yakın sosyal bağlar kurma ile ilişkilendirilen progesteron hormonunun, aynı cinsiyetten olan başkalarıyla da cinsel ilişkiler kurma motivasyonunun altında yatan sebep olabileceğini düşünüyor.

Öncelikle homoerotik düşünme motivasyonu seviyelerini ölçmek için 244 kişinin katıldığı bir internet anketi oluşturuldu. Bu anketteki sorulardan bazıları; “Aynı cinsiyetten birini öpme fikri beni cinsel olarak uyarır”, “Aynı cinsiyetten birisi benimle flört etse bu durumdan iğrenirim” şeklinde. Araştırmacılar daha sonra 92 kadının salyasındaki progesteron seviyesini ölçtüler ve progesteron oranı arttıkça, kadınların homoseksüel eylemlerde bulunma fikrine daha açık olduklarını buldular.

Sonraki çalışmada ise araştırmacılar, 59 erkeğin önce salyalarındaki progesteron oranını ölçtüler ve daha sonra bu erkekleri, kelime tamamlama bulmacaları çözmeleri için rastgele 3 gruba ayırdılar. İlk grup arkadaşlıkla ilgili kelimeler, ikinci grup cinsellikle ilgili kelimeler ve üçüncü grup nötr (arkadaşlık veya cinsellik çağrıştırmayan) kelimeler kullanarak bu bulmacaları çözdü. Arkadaşlık çağrışımı grubunda olan erkekler, cinsellik çağrışımı veya nötr çağrışım grubundakilerle karşılaştırıldığında, homoerotik davranışlar düşünmeye %26 daha fazla eğilimliydiler. Buna ek olarak, arkadaşlık çağrışımı grubundaki erkeklerden en yüksek progesterona sahip olanlar, diğer gruplardaki yüksek progesteron sahibi erkeklere oranla % 41 oranında daha yüksek homoerotik motivasyona sahipti.

Dr. Fleischman: “İnsanlar, cinselliği üreme dışındaki amaçlar için kullanan hayvanlar arasında yer alıyor. Cinsellik; zevk almak, ödül, başatlık göstermek ve bazen de ‘lütfen bana iyi davran’ demek için kullanılabiliyor. Bu karmaşık bir davranış, fakat cinselliğin yakınlaşmaya, yakınlaşmanın değişkenliğe ve son olarak değişkenliğin de aynı ve karşı cinsiyetten kişilere karşı cinsel ilişkilerin sıradanlaşmasına doğru yönelen bir süreklilik oluşturduğu aşikar. İnsanlarda, tamamen olmasa da, hemcinslere yönelik cinsel davranışın büyük bir kısmı kendilerini homoseksüel olarak adlandırmayan bireylerde görülüyor.”



Araştırmacılar bir sonraki çalışmalarında, erkeklerde ve kadınlarda homoerotik düşünme motivasyonunu arttırabilecek diğer bağlamları ve hormonları keşfetmeyi ve biseksüel kişilerin farklı sosyal işaretlere karşı nasıl tepki verdiklerini gözlemlemeyi planlıyor.

Çeviren: M. Umut Canoluk (m.u.canoluk@gmail.com)

Kaynak: http://www.psypost.org/2014/11/study-suggests-homosexuality-evolved-promote-social-bonding-humans-29755


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder