Evolutionary Psychology

27.08.2016

Kadınlar ve Erkekler Ne İster: Büyük Farklara Dair Kültürlerarası Bir Çalışma

37 farklı kültürdeki heteroseksüel erkek ve kadınları inceleyen çalışmada, kadınların ve erkeklerin cinsel partnerlerinde neler aradığına yönelik tercihlerin, cinsiyetler arasında anlamlı bir şekilde farklılaştığı görüldü. Çalışma, bu farkın evrimsel baskılardan kaynaklandığını savunan evrimsel psikologların teorilerini destekler nitelikte.


University of Texas at Austin’den Daniel Conroy-Beam ve arkadaşları, bir kişinin cinsel partnerlerinde aradığı özelliklere bakarak, o kişinin cinsiyetini yüzde 92 kesinlikle tahmin edebildikleri sonucuna ulaştılar.

Personality and Social Psychology Bulletin’de yayınlanan çalışmalarında araştırma grubu, “Eş tercihlerindeki genel örüntüye dair cinsiyet farklılıklarındaki yeni değerlendirmemiz, hayatımızın bu önemli parçasının kadınlar ve erkekler için belirgin ölçüde farklı olduğunu gösterdi ¬– araştırmacıların bugüne kadar kabul ettiklerinden de fazla.” şeklinde yazdı.

Çalışma, 33 farklı ülkeden ve 37 farklı kültürden 4764 erkek ve 5389 kadın katılımcıdan oluşturuldu. Katılımcılardan 18 adet kişilik özelliğinden hangisinin onlar için daha arzulanır olduğunu puanlamaları istendi. Bu 18 özellikten dördünün arzulanırlığının (iyi ekonomik kaynaklar, iyi dış görünüş, iffet, hırs ve çalışkanlık) evrimsel hipotezlerin de göstergeleriyle, cinsiyetler arasında farklılaşacağı yönünde bir tahminde bulunuldu. Geri kalan kişilik özelliklerinin (iyi bir aşçı olma ve ev düzenliliği, iyilik yapmaya eğilim, sosyallik, duygusal stabilite, ev ve çocukların bakımına duyulan istek, sosyal prestij, aynı dini paylaşmak, aynı politik görüşü paylaşmak, karşılıklı cinsel çekim, aşk, sağlık, eğitim düzeyi ve zeka) cinsiyetler arasında farklılaşmayacağı tahmin edildi. Katılımcılara aynı zamanda partnerleriyle aralarındaki ideal yaş farkının onlara göre kaç olması gerektiği soruldu.


Evrimsel psikoloji, kadınların ve erkeklerin farklı eşleşme stratejileri izlediğini, bunun sebebinin de çok basit olarak, kadınların hamile kalıp, erkeklerin kalmayışı olduğunu iddia ediyor. Bu temel asimetri, bir kişinin sahip olduğu yavru sayısını ifade eden üreme başarısı konusunda erkeklerin ve kadınların farklı zorluklarla karşılaştığı anlamına geliyor. Gebelik ve emzirme, kadınların çocuklarına zaman ve kaynak ayırmasını gerektirir; bu da onların üremeye ayırdıkları yaşam süresini kısaltır. Araştırmacılar, “Uzun süreli ilişkilerde kadınlar yavrularına kaynak sağlama ve onları destekleme konusundaki adaptif problemle daha şiddetli biçimde yüz yüze gelir. Bu nedenle kadınların, bağlılık içeren uzun süreli ilişkilerde, kaynaklara ve gelecekte de kaynak sağlayabileceğinin ipucunu veren özelliklere (statü, hırs ve birkaç yaş daha büyük olma, vb.) sahip erkekleri daha fazla tercih edecekleri öngürüldü.” diyorlar.

Conroy-Beam ve arkadaşlarının bu araştırmadaki amacı, bundan önceki evrimsel psikoloji araştırmalarında eksik olduğu düşünülen bir alanı doldurmak. Önceki araştırmalarda, kadın ve erkekler arasındaki farklar, tek bir değişken diğerlerinden ayrıştırılarak yapılmıştı. Fakat araştırmacılar, insanların potansiyel partner seçimlerinin tek bir değişkene göre değil, bir değişkenler grubuna göre yapıldığına dikkat çekiyor. Çünkü eş seçimi çok farklı boyutları olan karmaşık bir görev.

“Örneğin erkekler, partnerlerinin fiziksel olarak çekici olmasını kadınlara göre daha sık tercih ediyorlar, fakat bunun yanında eşlerinin kibar ve eğitimli, kendileriyle aynı politik görüşleri paylaşıyor olması gerektiğini de düşünüyorlar. Diğer yandan kadınlar, iyi ekonomik kaynaklara sahip partnerleri erkeklere göre daha çok arzuluyor, ama aynı zamanda onlar da partnerlerinin hırslı, duygusal olarak stabil olmasını ve kendileriyle aynı dini görüşleri paylaşmasını istiyor. Hepsinden önemlisi, eşler alakart değil, sabit menü şeklinde bize geliyor: Her potansiyel eş kabul edilmesi veya reddedilmesi gereken özelliklere takım halinde sahip.”

Bu karmaşık durumu açıklayabilmek için araştırmacılar çalışmalarında, Mahalanobis uzaklığı adı verilen çok boyutlu istatistik yöntemini kullandılar. Neticede kadınların ve erkeklerin eş seçiminde aradıkları özelliklerin yalnızca yüzde 22 oranında tam anlamıyla eşleştiğini buldular.

“Büyük bir araştırma grubu, eş tercihlerinin tek tek boyutlar temelinde evrensel cinsiyet farklılıkları gösterdiğini kanıtlamıştı, bununla birlikte bizim çok değişkenli analizlerimizin ortaya koyduğu şey, söz konusu tekil boyutların birlikte incelenmesi durumunda, tercihlerin genel örüntüsüne dair çok daha geniş bir cinsel ikibiçimlilik (sexual dimorphism) gözlenebileceği. Bu cinsiyet farkı büyük, çeşitli kültürlerde güçlü ve mevcut evrimsel hipotezlerin öngördüğü şekilde işlemekte.” 

Çeviren: M. Umut Canoluk (m.u.canoluk@gmail.com) & Çağlar Solak

1 yorum: